Beyaz Art Müzayede
X

Ferruh Başağa

1914 yılında İstanbul’da doğdu. Orta ve teknik öğreniminden sonra, Yugoslavya’da Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. 1935 ve 1940 yılları arasında, İstanbul’da Nazmi Ziya, Leopold Levy ve Zeki Kocamemi ile çalıştı. İlk sergisini 1945’te İstanbul’da açtı, 1946’da Paris’te Musée d’Art Moderne’de grup sergisine katıldı. Ferruh Başağa’nın soyut resme yönelmesi 1940’larda Yeniler Grubu’na katılmasıyla başladı. 1948’lerde başladığı soyut çalışmalar, Türk resminde gelişen bir tavrın ifadesi ve başlangıcı idi. Soyuta yönelmesine neden olan etkenlerin başında, çağımızda yalnızca görünüm ve doğa olamayacağını, sanatta düşünce ve yaşamın büyük etkisi olduğunu düşünmesi yatıyordu. 1950’li yılların başında soyut anlayışı inanç ve duyarlıkla savunmuş ve daha 1949’daki devlet sergisinde bu yolu açmaya yönelik ilk çalışmalarını gerçekleştirmiş olan bir sanatçıdır. 1950’lerden sonra yurtdışına da açılmıştır; ABD’de Pennsylvania Academy of Fine Art’a, Venedik Bienali, ve Sao Paulo Bienaline davet edilmiştir. 1970’lerden sonra Fransa, Mısır, İsviçre ve Avusturya da olmak üzere çeşitli ülkelerde sergilere katıldı. 1990’lardan sonra eserleri, iç içe geçen, değişik renk ve boyutta üçgenler ile daha geometrik bir yaklaşım aldı. Sanatçının uyumlu bir geometrik düzene, düz ve eğimli çizgilerin dengeli kompozisyonuna bağlı çalışmaları, doğa kökeniyle bağlarını soyutçu bir eğilim çerçevesinde canlı tutan bir anlayışın ürünleridir. Düşey dik üçgenler ile eğri veya eliptik çizgilerin kesişmesinin farklı, çarpıcı kompozisyon çeşitlemeleriyle sonuçlanan yapıtları, kompozisyonun genel disipliniyle uyuşmayan ayrıksı-yumuşak hatlı bir çizginin ne denli güçlü bir resimsel öge olabileceğini göstermesi açısından da önemlidir. Başağa, tuval yüzeyini çizgilere böldükten sonra, karar verdiği armonilerin saydam boya katlarını boyayarak resmini geliştirir. İlk baştaki ara çizgiler bazen çok yakın tondaki aynı rengin arasında kalarak yok edilebilecekleri gibi, zıt bir renkle çok belirgin bir duruma da getirilebilirler. Genelde, alt kısımları koyu, en üste doğru, giderek açık renklere ve tonlara bir gidiş yeğlenir. Bazı resimlerde bu yukarı hareketi durduran yatay ve verev çizgiler olabileceği gibi, bazı son dönem yapıtlarında ortadaki ışıklı alanı dört yandan sınırlayan kurgulara da rastlarız. Sanatçının resimlerindeki formların yelkenlileri veya piramidal biçimli kolosal yapıları anımsatması makine intizamındaki alt yapıları nedeniyledir. 2010 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

Müzayede Eserleri